DÜNYA HABERLERİ
  • Tazminat Yakmak Tarihe Karışıyor

    Kıdem tazminatı fonu’ iş hayatına yeni bir soluk getirmesi bekleniyor. Planlanan sistemle uzun süre aynı işyerinde çalışan bir kişi tazminatını yakmadan istifa ederek yeni bir işe geçebilecek. Son 3 – 4 yıldır kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi çalışmaları, çalışma hayatının taraflarını karşı karşıya getiriyor. İşçi sendikaları hak kaybına müsaade etmeyecekle

    Devamını oku ...
  • NASA''dan Heyecanlandıran Keşif

    9 Yaşanılabilir Gezegen Bulundu NASA'nın Kepler Uzay Teleskobu'nun uzayda bin 284 gezegen bulduğu, gezegenlerden 9'unda ise yaşanabilir bölge olduğu bildirildi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) Kepler Uzay Teleskobu'nun uzayda bin 284 gezegen bulduğu, gezegenlerden 9'unda ise yaşanabilir bölge olduğu bildirildi. GEZEGENLERİN 9'UNDA YAŞANILABİLİR BÖLGE BULUN

    Devamını oku ...
  • Akdeniz''de Göçmen Faciası! 400 Kişinin Öldüğü Tahmin Ediliyor

    Somali, Etiopya ve Eritre'den İtalya'ya gitmek isteyen 400 göçmenin tekneleri alabora oldu. Somali'nin Mısır Büyükelçisi "400'ü aşkın göçmenin öldüğü tahmin ediliyor." dedi. Afrika'dan Avrupa'ya uzanan bir umut yolculuğu denizde acı ile sona erdi. Mısır'danİtalya'ya ulaşmaya çalışan 400'e yakın çoğu Somalili gö&cce

    Devamını oku ...
GENEL HABERLER
  • Mükelleflerce Düzenlenen Belge Sayılarının KDV1 Beyannamesi ile Beyan Edilmesinin Ertelenmesi

    19.09.2017 - Mükelleflerce Düzenlenen Belge Sayılarının KDV1 Beyannamesi ile Beyan Edilmesinin Ertelenmesine İlişkin Duyuru;

    Mükelleflerimizce, bir vergilendirme döneminde düzenlenen belge sayılarının beyan edilmesi için KDV 1 beyannamesine yeni tablo eklenmesine ilişkin yapılan değişiklik yeniden değerlendirilmek üzere ileri bir tarihe ertelenmiştir. 

    Önemle duyurulur. 

    Devamını oku ...
  • Yabancılar Da Emekli Olabilir Mi?

    Sosyal güvenlik hakkından, yabancı çalışanların faydalanıp faydalanmayacağı konusunda bazen tereddüt yaşandığı görünüyor. Oysa ki hem Türk hem de yabancı çalışanlar için sosyal güvenlik hakkı anayasal bir hak olarak güvence altına alınmıştır. Bunun doğal sonucu olarak emeklilik açısından yabancı uyruklu kişilerin Türk uyruklulardan farkı olmadığından yeterli prim ödemesi varsa ve yaşı tamamlamışsa emekli olma hakkı olacaktır.

    Hatta ölmeleri halinde bu haktan dul eş ve yetim çocuklar da yararlanacaktır.

    5510 sayılı Kanun'un 4’üncü maddesinde, Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinde, “uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla; yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye’ye üç ayı geçmemek üzere bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye’de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanların sigortalı sayılmayacağı” hükmüne yer verilmiştir (5510, m.6/I-e). Dolayısıyla genel olarak 3 aylık bir muafiyet olsa da, bunun temel şartı yabancı ülkede sigortalı olduğunun belgelenmesidir. Bu süre ise, ülkeye göre sosyal güvenlik sözleşmesi olup olmadığıyla şekillenir.

    Türkiye ile 30 ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmaktadır. Sosyal güvenlik sözleşmesi hükümlerine göre, Türkiye’deki sigortalı çalışması emekli olmaya yetmeyenler, her iki ülkedeki çalışmaları emekli olmaya yeterse, talebi halinde Türkiye’deki çalışmasına karşılık gelen prim gün karşılığı kadar sözleşme aylığı almaya hak kazanırlar. Bu durumda ilk sigorta başlangıcı her iki ülkede başlamış olan sigorta tarihinin ilk önce olanıdır.

    Örneğin, Türkiye’de ilk defa 2005 yılında sigortalı olan Alman uyruklu erkek işçinin 4000 gün prim ödemesi bulunuyor. Türkiye’den emekli olması için 7000 gün prim ve 60 yaşını tamamlaması gerekmektedir.

    Bu kişinin, Almanya’da 1990 yılında sigortalı olduğu Alman sigorta kurumuna yatırılmış 3000 gün priminin bulunduğu varsayıldığında;

    Türkiye prim günleri emekli olmasına yetmediği için;

    1- Bu işçi isterse Alman ve Türkiye günleriyle emeklilik talebinde bulunabilir.

    2- Talepte bulunursa 1990 yılına ait Almanya sigorta başlangıcı dikkate alınarak kişinin her iki ülkede 5525 gün primi bulunduğundan sözleşme aylığı bağlanır.

    3- Kişiye 7000 gün üzerinden maaş hesaplanır 4000 günlük maaş ödenir. Başka bir ifadeyle maaşın 4000/7000 oranı verilir.

    Yaşlılık aylığına hak kazanan yabancı ya da Türk sigortalıya, SGK kendiliğinden aylık bağlamaz. Sigortalıya aylık bağlanabilmesi için, sigortalıların çalıştığı işten ayrıldıktan sonra kendisinin veya varsa vekilinin yazılı olarak SGK’ ya başvurması şarttır.

    Başvuru yazılı olarak elden veya posta yoluyla yapılabildiği gibi e-devlet şifresiyle internet üzerinden de yapılabilir. Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalıların aylıkları, genel kural olarak yazılı istek tarihinden sonraki aybaşından başlatılır.

    Devamını oku ...
  • 30 Ağustos Zafer Bayramı önemi

    Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı! 30 Ağustos Zaferi, aziz milletimizin gücünün ortaya koyulması bakımından da büyük anlam ifade etmektedir. 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 92. yılını bugün kutluyoruz...

    Herkesin dört gözle beklenen 30 Ağustos Zafer Bayramı bugün. Türkiye'nin dört bir yanında 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları başladı. Mustafa Kemal Atatürk, bugün 92’nci yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos 1922’deki Büyük Zafer’i, 1924 Dumlupınar konuşmasında şöyle anlatıyordu.

    “Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur. Ama Türk Ulusu’nun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum.

    Türk Devleti’nin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda
    akan Türk kanları, göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır.”

    30 Ağustos Zafer Bayramı Nedir?

    Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'u anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.

    Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan Orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon'da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.

    Geçmişe Bakalım

    Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos'un 26'sını 27'sine bağlayan gece Afyon'da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.

    30 Ağustos günü, ilk kez 1924'te Dumlupınar'da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.

    Çal Köyü'nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi'nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.

    Başkumandan Zaferi 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu'nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır.Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini "Tayyare Bayramı" olarak adlandırmıştır.

    Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye'de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı'nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir.

    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLAMALARI

    30 Ağustos günü, Türkiye'de resmî tatildir. Zafer Bayramı’nda başkent Ankara'da ve Ankara dışında gerçekleştirilen kutlama ve törenler, “Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği” ile düzenlenmiştir. 2012 yılında yenilenen bu yönetmeliğe göre:

    Zafer Bayramı törenleri, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğünce, Genelkurmay Başkanlığıyla koordine edilerek yürütülür.

    Törenler 30 Ağustos günü saat 07.00’de başlar ve saat 24.00’te son bulur. Saat 12.00’de başkentte yirmibir pâre top atışı yapılır.

    Cumhurbaşkanı Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk koyar; cumhurbaşkanlığında tebrikleri kabul edilir, törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu Cumhurbaşkanı tarafından verilir. Başkent dışında Atatürk anıt veya büstüne mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından çelenk konulur. Mülki idare amiri makamında garnizon komutanı ve belediye başkanı ile birlikte tebrikleri kabul eder. Törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır, İstiklal Marşı ile birlikte bayrak göndere çekilir. Tören geçişi mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından şeref tribününden selamlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu vali tarafından verilir.

    2015 yılında terör olayları nedeniyle kutlamalar sadece çelenk koyma ve tebrikleri kabul şeklinde icra edilmiş; diğer şenlik, konser, eğlence ve kutlama faaliyetleri gerçekleştirilmemiştir.

    Devamını oku ...
  • İzinden Geç Dönmeyin!

    Malum, yaz ayları çalışanlar açısından izin, tatil ve dinlenme dönemi anlamına geliyor. Çalışanlara bir yıl içindeki yorgunluklarını atmaları ve moral-motivasyonlarını sağlayabilmeleri için yıllık izin kullandırılmaktadır.

    İzin dönemi olunca okurlarımızın da sorularını yıllık izin oluşturuyor.

    Okurumuz M. D. “Bir çalışanımız 4 gün izne gitti ve izin bitiminde iş başı yapmadı. Telefonla aradığımızda tatil yaptığı yerde bir hafta sürecek iyi bir iş bulduğunu ve henüz işi bitirmediğini, bu nedenle izinden 3-4 gün sonra döneceğini belirtti. Biz ne yapabiliriz?” diye soruyor. Aslında bu soru bir çok işvereni ve çalışanı yakından ilgilendiren bir konu olduğu için ayrıntılı yazalım istedik.

    İş Kanunu'na göre çalışanlara verilecek yıllık ücretli izin süresi hizmet süresi yaşına ve işyerindeki kıdemine göre belirlenmektedir. Yasada belirtilen günler alt sınır olup, bu sürelerin altında izin kullandırılmaması gerekir. Ancak, bireysel iş sözleşmeleriyle, toplu iş sözleşmeleriyle, sendikalarla yapılan protokollerle, iş yeri uygulamalarıyla bu sürelerin üzerinde izin kullandırılması her zaman mümkün olabilir. Buna göre;

    a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,

    b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,

    c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden az olamayacaktır.

    Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Yıllık ücretli iznin ne zaman kullanılabileceğine, işverenin yönetim yetkisi gereğince işveren karar verecektir. İşçi hak ettiği yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirir. İşveren veya işveren vekilleri, bu istekleri izin kuruluna veya izin kurulunun görevlerini yerine getiren kişilere bildirir.

    İşçi yıllık izin isteminde, adını soyadını, varsa sicil numarasını, iznini hangi tarihler arasında kullanmak istediğini ve ücretsiz yol izni isteyip istemediğini yazar.

    Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Yıllık izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölünebilir. İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.

    Elbette ki, çalışanlar açısından Anayasal bir hak olan yıllık ücretli izin de çalışanların da dikkat etmeleri gereken kurallar var.

    4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(g) bendine göre “İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde çalışanın iş sözleşmesi işveren tarafından haklı nedenle bildirimsiz/tazminatsız olarak derhal sona erdirilebilmektedir.

    Yıllık ücretli izinden geç dönen işçilerin, hastalık, kaza gibi kabul edilebilir bir mazereti olmaması veya çalışanın izinden geç dönmesine ilişkin mazeretini belgeleyememesi halinde devamsız sayılarak gerekli kanuni işlem yapılabilir. İşçinin devamsızlık halinin sadece bir iş günü olması halinde, sadece o günün ücreti ile hafta tatili ücreti kesilir.

    Fakat devamsızlık halinin 2 iş günü veya daha fazla olması halinde 4857 sayılı iş Kanunu’nun 25/II-(g) bendi uyarınca, olayın öğrenildiği tarihten sonra 6 işgünü içinde işçi tazminatsız olarak işten çıkartılabilir. Ancak işverenlerin noterden gönderecekleri ihtarname ile işçinin haklı bir mazereti olup olmadığını araştırmaları ve işçinin bu konuya ilişkin yazılı savunmasını almaları gereklidir.

    4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e) bendine “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” da iş sözleşmesi haklı nedenle bildirimsiz/tazminatsız olarak derhal sona erdirme hakkı vermektedir.

    Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi için kendisine avans olarak verilen veya peşin ödenen izin ücreti işveren tarafından geri alınabilir. İşveren, isterse bu personelin hizmet akdini, 4857 sayılı iş Kanunu’nun 25/II-(e) bendi uyarınca da tazminatsız olarak feshedilebilecektir.

    Bu nedenle hem izin dönüşü tarihine ve hem de yıllık izinde iken bir başka işyerinde çalışmamaya dikkat etmek gerekiyor.

    Devamını oku ...
Arama Motoru
GAZETE MANŞETLERİ
YÖNETİM
ZİYARETÇİLER
Bugün: 18
Toplam: 162419